top of page

Denize Sığınmak

Güncelleme tarihi: 9 Tem 2021

Yalan dolan, riya, acımasızlık ve kötülük; hepsi suyu üzerime çekip, dibe dalıp, Tanrının sanatsal yanını görünceye kadar var hayatımda. Ne şanslıyım ki, insanlara özgü tüm kötülüklerin hükmü, sadece yeryüzünde geçerli benim için.



Hayata dair bütün olumsuzluklardan kaçıp, atı veriyorum kendimi suyun o engin kollarına. Bu kaçışın ardından yapmam gereken ilk şey yüzerlik dengemi ayarlamak. Tüm ekipmanı ayarlıyorum ama istediğim dengeye sahip olamıyorum. Bir kaç deneme daha ama nafile... Tekrar kontrol ediyorum. Her şey olması gerektiği gibi. Neyi yanlış yada eksik yaptığımı düşünürken, yüreğimdeki sırtımdaki fazlalıkları hissediyorum. Önce sırtıma yüklenen sorumlulukları bırakıyorum derin mavilere, sonra yüreğimde biriktirdiğim kızgınlık, hayal kırıklığı ve diğer tüm nahoşlukları. Maviliklerinden yardım istiyorum. Kocaman bir turnusol kağıdı gibi tüm su hücrelerime işliyip, içimden geçiyor. İçimden söküp atmayı başaramadığım küçük kırıntılarda bu vesile ile atılmış oluyor benliğimden. Arınıyorum. Engin suların bu büyüleyici gücü ile nihayet dengemi buluyorum. Artık yok olma zamanı...Sessizce sokulup minik bir damla olup, karışıyorum o saf, berrak dünyaya.

Önce parmaklarım perdeleniyor. Bacaklarım ve kollarım gövdeme yapışıp bedenimi oluşturuyor. Usul usul suyun eşsiz hafifliğine bırakıyorum kendimi ve süzülmeye başlıyorum. Suyun dinginliği teslim alıyor bedenimi. Bu duruma uyum sağlamayan tek şey "fır fır" dönen başım oluyor. Gözümün açlığını gidermek için bir yandan diğer yana çevirip duruyorum... Gördüğümle yetinemeyip, hep diğer yandakinde kalıyor aklım. İlk birkaç dakikayı bu çocuksu telaşla geçirirken hatırlıyorum ki, artık ben de onlardan birisiyim. Böyle bir aç gözlülüğe ne hacet...




Kendimi suyun ahengine bırakıp, ilk gözüme ilişen sürünün peşine takılıyorum.Adını duymak şöyle dursun, şuana kadar varlığından bihaber olduğum binlerce renkle burun buruna geliyorum. Kimi ebruli tonları, turkuaz atlasın arasından bir görünüp bir kaybolurken, kimisi kendi renkdaşı bir mercanla hemhâl olup, takılıp kalıveriyor. Bir tül gibi sarıp sarmalayıp, koruması altına alıyor sanki...

Renk cümbüşünün efsununa karşı koyamayıp, girdabına kapılıyorum, sonrası derin bir huzur...


Ö.SÖNMEZ 21.12.2012



15 görüntüleme0 yorum
Yazı: Blog2_Post
bottom of page